Hatice’nin zirve yürüyüşü, Anadolu’nun tam anlamıyla bağrında başlıyor. O, Cumhuriyet’in sağladığı imkânlarla kendi yolunu adım adım inşa eden güçlü bir kadın. İki çocuğuna anne, eşine yol arkadaşı, işine tutkuyla bağlı bir profesyonel olarak 44 yıllık ömrüne sığdırdığı devasa başarıların kaynağını tek bir cümlede özetliyor: “Ailemden aldığım terbiye ve iliklerime kadar işleyen vatan sevgisi.” Bu, yalnızca bir kariyer anlatısı değil; emekle yürünmüş bir yolun, sabırla örülmüş bir hayatın hikâyesi…

Bazı yolculuklar vardır; sadece bir kariyerin değil, bir karakterin hikâyesidir. Bu hikâye de tam olarak öyle bir yolculuğu anlatıyor. Yirmi iki yıl önce elinde defteriyle stajyer olarak kapısından girdiği şirketin kapısından bugün Mali İşler Grup Direktörü olarak giren bir kadın yönetici… O gün kimse bu genç stajyerin bir gün şirketin finansal rotasını çizen isim olacağını bilmiyordu; belki kendisi bile bilmiyordu. Bildiği tek şey asla vazgeçmeyeceğiydi.

Lise mezunu babası en büyük desteği

Ocak 1982’de Sinop’un Boyabat ilçesinde, tipik bir Anadolu ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir ablası, bir ağabeyi vardı. Babası 1936 doğumluydu; Kastamonu Lisesi mezunuydu. O yıllarda lise bitirmenin zorluğunu düşündükçe bugün hâlâ onunla gurur duyuyor. Erken yaşta kaybettiği kardeşinin çocuklarına bakabilmek için Halk Bankası’ndaki memuriyetinden istifa edip esnaflığa başlamış, sorumluluk duygusu çok yüksek, şahsına münhasır fedakar ve vefakar bir insan. Annesi hayatını ailesine adamış bir ev hanımıydı. Çocukluğu Anadolu’nun sakinliğinde geçti. Babası farklı işler yaparken bir dönem nakliyeciliğe de başladı. Tırlarla tanışması OMSAN’dan çok önce, onunla çıktığı yolculuklarda oldu. Kullandıkları tırlar Scania’ydı ama kendi aralarında hep “Vabis” derlerdi; çocuk aklıyla anlam veremediği bu detay, bugün dönüp baktığında hala yüzünde bir tebessüm bırakıyor. Hayat da zaten böyle değil midir? Minicik hatıralar çoğu zaman, yıllar sonra anlam kazanacak küçük izler bırakmaz mı?

Liseye kadar Sinop’ta kaldı; ardından Ordu Fen Lisesi’nde yatılı okumaya başladı. İlk zamanlar ailesinden ayrı kalmak zordu; bugün geldiği noktada o yılların kazandırdığı dayanıklılığı ve kendi ayakları üzerinde durma becerisini çok net görür. İnsan, kendi kendine yetebilmeyi öğrendiğinde büyür.

Yıllar birbirini kovalarken, üniversite için İstanbul’a geldi. Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden başarı ile mezun oldu.

Stajyerlikten Liderliğe: 22 Yıllık Yürüyüş

Üniversite yıllarında yaz stajı için OMSAN Lojistik ile yolları kesişti. 19 Temmuz – 13 Ağustos 2004 tarihleri arasında Tesisler ve İdari İşler Müdürlüğü’nde görev aldı. Kalabalık stajyer grubu, bolca fotokopi, dosya taşımak ve Tesisler ve İdari İşler Genel Müdür Yardımcısı Ergun Arıburnu ile yaptığı görüşme hafızasında kaldı. Kendisindeki cevheri fark eden Arıburnu, bir gün kendisine “İstersen seni Fransa’ya staja gönderelim” diye bir teklifte bulunmuştu. O an sadece nazik bir teklif sandı bu müthiş şansı. ‘Hayır’ dedi. Çünkü gerçek olamayacak kadar güzeldi o an için.

Yıllar sonra Ergun Arıburnu’nu daha yakından tanıdıkça, o sözün ne kadar ciddi olduğunu anladı; teklifin ciddiyetini farkına vardığında hayatındaki küçük ama anlamlı “keşkelerden” biri olarak yerini aldı.

Üniversite yıllarında hayali banka müfettişi olmaktı; uzun süre sınavlara hazırlandı. Tam özel bir bankayla müfettiş yardımcılığı için imza aşamasındayken, Deloitte’tan gelen teklif yönünü değiştirdi. 2005–2014 yılları arasında Deloitte’ta denetim departmanında çalıştı; yoğun, öğretici, disiplinli yıllardı. Hem teknik olarak geliştiği hem de iş hayatını gerçek anlamda öğrendiği dönem oldu. 2016–2017 yıllarında Doğuş Holding’in turizm grubunda mali işler tarafında görev aldı; denetimden sonra “mutfağın diğer tarafını” görmek farklı bir perspektif kazandırdı. 2017 başında Yıldız Holding İç Denetim Departmanı’na katıldı; yedi–sekiz ay sonra Alternatif Grubu denetimi kapsamında yeniden Ergun Arıburnu ile yolları kesişti. İlk toplantıda meşhur hafızasıyla “Biz daha önce mutlaka karşılaştık” dedi; biraz düşündükten sonra OMSAN’daki o kısa staj döneminde tanıştıklarını hatırladılar. Hayatta bazı karşılaşmalar vardır; aradan yıllar geçse de bağ kopmaz. O an, Hatice için tam olarak öyle bir andı.

Kariyerinin ilerleyen yıllarında uluslararası şirketlerle çalıştı; farklı kültürlerle, çok uluslu ekiplerde sorumluluk aldı, global finans standartlarını sahada öğrendi. Bu deneyimler yalnızca teknik bilgi kazandırmadı; bakış açısını büyüttü, cesaretini artırdı. Türkiye’de öğrendiği sağlam iş disiplinini, küresel şirketlerin hız, şeffaflık ve performans kültürüyle birleştirdi. Zor pazarlıklarda masada kalan, kriz anlarında geri adım atmayan, rakamların arkasındaki hikâyeyi okuyan bir finans liderine dönüştü.

17 Kasım 2025’te yeniden OMSAN ailesine katıldı. Bir zamanlar stajyer olarak girdiği kapıdan bu kez şirketin finansal rotasında sorumluluk alacak bir yönetici olarak geçti. Şirketin Mali İşler Grup Direktörü oldu. Bugün burada olmak, OMSAN’ı ekip olarak yeniden güçlü ve güzel günlerine taşımak için çaba göstermek onun için büyük bir heyecan ve derin bir mutluluktu. Gülümseyerek, “Bu kez Fransa teklifi gelirse hiç düşünmeden kabul etmeye hazırım” der. Evli; on iki yaşında bir kızı, yedi yaşında bir oğlu var. Onlara baktığında kendi çocukluğunu ve ailesinin kattığı değerleri daha iyi anlar. Kırk dört yaşına geldiğinde geriye dönüp baktığında, hayatında iz bırakan kurumları ve insanları görür; Anadolu’nun sakin bir kasabasından bugünlere gelebilmesi Cumhuriyet’in sunduğu imkânlar ve ailesinin öğrettiği değerler sayesindedir: ahlaklı olmak, vicdanlı olmak, çok çalışmak, erdemli ve insana yakışır şekilde yaşamak. Kısacık staj döneminde samimi biçimde ilgilenen Ergun Arıburnu ile yıllar sonra yeniden aynı çatı altında çalışmak, onun için tesadüften çok daha fazlasıdır; hayatın anlamlı dönemeçlerinden biridir. Bugün taşıdığı sorumluluğun arkasında yatılı okul koridorlarında kazanılan direnç, denetim masalarında öğrenilen disiplin, Anadolu’dan taşınan sağlam değerler vardır.

Fakat belki de Hatice’nin hikayesinin en özel yanı; babası tır şoförüyken kendisinin yüzlerce tırı olan devasa bir lojistik şirketinde yönetici olması sanki.

Babası ile çıktığı yolculuklarda ne hayaller kurdu bilinmez, ama bugün hayallerini gerçekleştirmiş olmanın huzuru içinde.

Elbette başarı hikayesine eklenecek daha çok halka var. O’nu tanıyanların dediği gibi; “O istediği her yere ulaşır. Çünkü Hatice mücadeleden asla vazgeçmez”

Hatice’nin hikâyesi bize şunu fısıldıyor: başlangıç noktan varacağın yeri belirlemez; nasıl yürüdüğün, neye tutunduğun ve vazgeçmediğin sürece nereye ulaşabileceğin belirler.